|
|
|
|
|
|
|
En Çok Okunan Yazılar

- BAŞARILI TEZGAHTAR (13523 kez okundu)

- BİR AYDA 10 KİLO VEREBİLİRSİNİZ 1 (7039 kez okundu)

- KOÇLUK NEDİR? NE DEĞİLDİR? (6971 kez okundu)

- ÇÖLDE GÖLGE (5457 kez okundu)

- ÇÖLDE GÖLGE NİÇİN KURULDU? (5352 kez okundu)

- TOPLULUK ÖNÜNDE KONUŞMA (5260 kez okundu)

- YOK OLURSUN (4507 kez okundu)

- NEYZEN TEVFİK (4237 kez okundu)

- BİR AYDA 10 KİLO VEREBİLİRSİNİZ 2 (4225 kez okundu)

- BİR AYDA 10 KİLO VEREBİLİRSİNİZ 3 (4176 kez okundu)

 
Son Eklenen Yazılar

- Sİ Sİ YAPMAK NE Kİ? (94 kez okundu)

- HEDİYE (98 kez okundu)

- NE DESEK BOŞ (101 kez okundu)

- NASİHAT‪ (94 kez okundu)

- KAYBEDİLEN ZAMAN MI? (93 kez okundu)

- GÜNAYDIN (95 kez okundu)

- BİR DAKİKA (99 kez okundu)

- ANLAŞILIR VE NET OL (100 kez okundu)

- ETKİN DİNLE (109 kez okundu)

- ZEKA KARTI (108 kez okundu)

TOPLULUK ÖNÜNDE KONUŞMA


Konuşma, insanın aklını kullanma sanatıdır. EFLATUN

Dünya kupası, cumhurbaşkanı seçimleri, orman yangınları, bunaltan sıcaklar... Haberler...Haberleri sunan spikerler... Uğur Dündar yılların program yapıcısı ve sunucusu, karşısında bir cumhurbaşkanı adayı... Araştırma yaptığı konularda dünyanın tanıdığı Müslüman bir bilim adamı... Hitabet sıfır...

Fıkra bu ya "Adamın biri kasabada çok iyi bilenen dürüst, bilgili bir insanmış. Partilerden biri vekilliğe aday göstermek isteyince çok itiraz etse de sonunda ikna olmuş ve seçilmiş. Yalnız adamın tek derdi topluluk önünde çok heyecanlanıp konuşamamasıymış. Ankara’ya meclisin yolunu tutacağı gece yemin törenini düşündükçe uykusu kaçmış. Sessizce kalkıp salondaki çiçeklerin önünde hani o meşhur yeminin sözlerini tekrar etmiş. Mecliste yemin günü gelmiş. Yemin sırası kendine gelince kürsüye çıkmış. Önce sağa sonra sola bakmış. Kalbi sanki ağzında atıyormuş ’’Sayın Milletvekilleri buraya gelirken söyleyeceklerimi bir Allah bir ben biliyordum. Şimdi sadece Allah biliyor’’ demiş."

Karşınızda bir kişi bile olsa kendinizi ifade etmek ve güzel konuşmak çok önemlidir. Hatırlayınız. Televizyonda geçmiş yıllarda bir reklâmın vurucu cümlesi ‘’ağzı olan konuşuyor’’du. Elbette ağzımız var ve konuşacağız bununla birlikte nasıl konuşacağız?
Yaşamımızın her anında bir sunum bir konuşma yapıyoruz. Mutlaka bir yerler de birilerine bir şeyler anlatıyoruz.
Eğer öğretmenseniz okulun ilk günü sınıfta heyecanla bekleyen öğrencilere söyleyeceğiniz ilk cümlelerde yapacağınız vurgular ne kadar önemli... Bir iş yerinde satış takımının veya üretimde işçi arkadaşların şefi veya müdürüsünüz yeni bir projeyi anlatılacak; nasıl sinerji yaratacaksınız? Çok beğendiğiniz bir kadına  arkadaş olmak istediğiniz nasıl söyleyeceksiniz? Tezgâhtarsınız... Müşterinize bir ürünü nasıl beğendireceksiniz? 
Hiç unutmam son sınıf öğrencisi iken bir arkadaşım hazırladığı bir projeyi amfide yaklaşık 100 kişilik bir gruba anlatacaktı. Proje çok güzel hazırlanmıştı. Görsel posterlerle desteklenmişti. Sunumun başında ikinci cümlesini bitiremeyen arkadaşım donup kalmıştı. Anlatamadı ve amfiyi terk etti. Topluluk karşısında konuşmak çok kolay değildir. Şimdi bu arkadaşım işi gereği yıllardır “o şehir senin bu şehir benim” seminerler vererek dolaşıyor.
Topluluk önünde konuşma öğrenilebilinir mi? Evet! Eğitim şart!
Can Dündar’ın yeni cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün biyografisi ile ilgili hazırladığı programda siyasete atıldığı ilk günlerde milletvekili seçilmeden önce propaganda gezilerinde ellerini cebine koyarak konuştuğunu arkadaşları fark etmiş. Topluluk önünde böyle bir davranış dinleyenleri küçümsüyor düşüncesi yaratabilir. Tüm uyarlara rağmen bu alışkanlığında vazgeçmeyen Sayın Abdullah Gül’ün haberi olmadan ceplerini dikmişler. Kendisi de gülerek anlattığı bu hikâyesinde “Alışkanlıklardan vazgeçmek ne kadar zormuş. Her seferinde elim cebime gittiğinde fark ettim ki ben elimi cebime sokarak konuşuyormuşum” dedi..

Hazırlanma isteği olmadıkça kazanma isteği hiç bir şeydir. ANONİM

Sorarım sizlere... İlkokuldan, liseden veya üniversiteden hocalarımızdan aklımızda kimlerin ismi kaldı. Bol not verenlerin dışında... Dersler de iyi sunum yapanlar şüphesiz. Hiç unutmam üniversitede Genel Kimya dersinde sevgili hocamız Sayın Prof. Dr. Yavuz Ataman o zamanlar doktordu. Elektronların yörüngelerine sıralanmasını anlatırken otobüs örneği dün gibi aklımdadır. “Boş bir otobüse binerken yanımızda tanıdığımız kimse yoksa tek tek otururuz. Çift kişilik koltukların öncelikle cam kenarlarına yerleşiriz. Sonra beğendiğimiz kişilerin yanına oturarak koltukları doldurmaya başlarız. Raquel Welch oturuyorsa o zaman işin rengi değişir birçok boş koltuk olsa bile gider onun yanına otururuz” demişti. Sevgili hocam, hepimize dönem boyunca ismimizle de hitap etmişti. Ne elektronların yörüngeye sıralanışını nede Yavuz Ataman adını unuttuk.

İnsanlar öğrenme dürtüsüyle doğarlar. Öğrenmeye karşı merak ve bundan duyulan zevk insanın doğasında vardır. Bunlar bebeklikten başlayarak zamanla yok edilir. W.EDWARDS DEMİNG

Düşünceyi söze dönüştürmek, konuşmak... Evet, hayvanlardan bizi ayıran büyük özellik konuşmak... Güzel konuşma sanatı yani diksiyon... Gelecek yazılarımda size güzel konuşmakla ilgili ipuçları vereceğim.

 

AHMET TEVFİK CERİTOĞLU


 


 
Telif Hakkı © TevfikCeritoglu.com