|
|
|
|
|
|
En Çok Okunan Yazılar

- BAŞARILI TEZGAHTAR (15833 kez okundu)

- YÖNETİCİ VE LİDER KOÇLUĞU NEDİR? NE DEĞİLDİR? (7866 kez okundu)

- ÇÖLDE GÖLGE NİÇİN KURULDU? (6334 kez okundu)

- İBRİKÇİ BAŞI (3568 kez okundu)

- KREDİ KARTIM! (3411 kez okundu)

- TÜRKÇE KONUŞALIM MI? (3376 kez okundu)

- ÖSYS SINAVI ve GÖKKUŞAĞI BALON (3366 kez okundu)

- İŞ YAŞAMINDA YAZIM DİLİ (3311 kez okundu)

- HADİ TAKIM OLALIM! (3254 kez okundu)

- ROBİN HOOD VE BİR DOST (3028 kez okundu)

 
Son Eklenen Yazılar

- YILBAŞI ve HEDİYE (265 kez okundu)

- HADİ TAKIM OLALIM (280 kez okundu)

- YÖNETİCİ OLMAK YA DA OLMAMAK (409 kez okundu)

- Sİ Sİ YAPMAK NE Kİ? (675 kez okundu)

- HEDİYE (715 kez okundu)

- NE DESEK BOŞ (681 kez okundu)

- NASİHAT‪ (791 kez okundu)

- KAYBEDİLEN ZAMAN MI? (630 kez okundu)

- GÜNAYDIN (684 kez okundu)

- BİR DAKİKA (683 kez okundu)

SIKAN BİR ÇİFT AYAKKABI


#atevfikceritoglu #yöneticiveliderkoçu

SAÇMALAMA
Günlerden pazar, camda kararmaya başlayan puslu nemli yaz, klimanın fanı son hız üşütüyordu. Yuvarlak masanın başındaki yemek yiyen beş kişi hararetle hafta sonu yorgunluğu sohbetinde adeta kaybolmuşlardı. Bir an hava elektriklendi. Sesler perde perde yükselirken hafta sonu tatsız bir anıya savruluyordu. Havanda dövülen suyun sesi tartışmaları bastırıyor. Hiç kimse birbirini duymuyordu. Ne olmuştu da tartışma çıkmıştı?
Egolar… Evet, egolar, çocukluğumun vazgeçilmez western filmlerinin bir sahnesinde at arabalarının taşıdığı ve bir titreşimde birbirine değerse patlar, gerilimindeki şişe şişe sıvı nitrogliserindir, egolar…
Ego, saklı bahçemizdir. Yüksek duvarlar üzerinde dikenli tellerle çevrili sınırlarımızdır, ego. Anlayamayız bazen gerçekten uğradığımız bir haksızlığa mı yoksa gerçeklerle yüzleşmemize mi tepki veririz? Suskun bir volkan huzurunda iken kabına sığmaz bir alev yumağına çeviren nedir? Bir ses tonu, bir mimik, bir sözcük mü? Hangisi sizi kışkırtır hiç düşündünüz mü?
Bir satış eğitiminde müşteriyi bizden uzaklaştıran kullanılması yasak sözcükler diye bir liste vermişlerdi: Ama, fakat, imkansız, saçmalama, problem, bilmem, belki, tekrar arayınız gibi. En çok dikkatimi çeken sözcük “saçmalama”ydı. 
Bir dinamit etkisi yaratan bu kelimeyi on yaşındaki bir kız çocuğunun amcasına söylerken duyduğumda çok üzülmüştüm. Ailelerde şöyle bir izlenim vardır. Çocuk tüm kötü şeyleri sokaktan, okuldan öğrenir. Ne yazık ki anne babalarımızın kötü bir taklidi de olabiliyoruz. Ağzımızdan çıkanı kulağımız bir duysa."Gene saçmaladın bir sus" yerine “söylediklerini bir daha düşünsen” veya "saçma sapan bir çözüm bu" yerine “değişik bir çözüm” diyebilsek.
Frank Farrelly, akıl hastanesinde bir hastası, kendisinin İsa’nın sevgilisi olduğunu ilan etmiş. Farrelly bir gün hastasının yanına gitmeden önce hastabakıcıyı köşeye çekip bir şeyler fısıldamış ve birlikte girmişler hastasının yanına. Hastası onları görünce yine “Ben İsa’nın sevgilisiyim’’deyince hastabakıcı elleri cebinde alaycı “yaaa yaa o da hep senden bahsedip duruyor,” demiş. Kırk beş dakika suskun kalan Farelly’in hastası sonunda bağırarak ”Bak, bir daha bu İsa'nın, saçmaladığını duymak istemiyorum,” demiş.
Günümüzde konuşmaktan çok yazıyoruz, seçtiğimiz sözcüklerle ya kışkırtıyoruz ya da sakinleştiriyoruz. Ya çözüme götürüyoruz ya da çözümsüzlüğe yol açıyoruz.
Yıllar süren davadan psikolojisi bozulan bir dostum gittiği terapistinin ikinci seansında, psikolojisini bozanın, davanın uzaması değil, kendisine her mahkemeden önce korku dolu sözcükler yükleyerek kışkırtanın, kendi avukatının olduğunu fark etmişti.
Eskimolar "kar"ı yetmiş kadar sözcükle anlatırlarmış. Richard Bandler “Peki bu, Eskimolar denilen bir kabilede büyümüş insanların bizimkinden farklı duyusal aygıtları olduğu anlamına mı gelir? Hayır, Benim kavrayışıma göre, dil bir grup insanın biriktirerek artan bilgeliğini gösterir. Dil, potansiyel bakımdan sonsuz sayıdaki duyusal deneyimlerden, insan deneyimlerinde tekrarlanarak dili geliştiren ve anlamasına katkıda bulunan şeyleri çıkarır.”
Aldous Huxley “bir dili öğrenmeye başladığınızda sizden önce yaşamış olan insanların bilgeliklerini miras almış olursunuz” der.
Aile, şirket veya her nerede olursak olalım yaşamış olduğumuz sınırlı deneyimler doğrultusunda öğrendiğimiz sözcükler, bir sonraki nesillere miras kalacaktır.
Sözcükler, ses tonları ve mimiklerle ya bir ateş olur yakar ya da bir bal olur yılanı huzursuz eder deliğinde.

AHMET TEVFİK CERİTOĞLU

 

 

Yönetici ve Lider Koçu

 


Kaynak: Prenslere Dönüşen Kurbağalar/Richard Bandler ve John Grinder


 
Telif Hakkı © TevfikCeritoglu.com