|
|
|
|
|
|
|
En Çok Okunan Yazılar

- BAŞARILI TEZGAHTAR (13522 kez okundu)

- BİR AYDA 10 KİLO VEREBİLİRSİNİZ 1 (7038 kez okundu)

- KOÇLUK NEDİR? NE DEĞİLDİR? (6971 kez okundu)

- ÇÖLDE GÖLGE (5457 kez okundu)

- ÇÖLDE GÖLGE NİÇİN KURULDU? (5351 kez okundu)

- TOPLULUK ÖNÜNDE KONUŞMA (5259 kez okundu)

- YOK OLURSUN (4507 kez okundu)

- NEYZEN TEVFİK (4237 kez okundu)

- BİR AYDA 10 KİLO VEREBİLİRSİNİZ 2 (4225 kez okundu)

- BİR AYDA 10 KİLO VEREBİLİRSİNİZ 3 (4176 kez okundu)

 
Son Eklenen Yazılar

- Sİ Sİ YAPMAK NE Kİ? (94 kez okundu)

- HEDİYE (98 kez okundu)

- NE DESEK BOŞ (101 kez okundu)

- NASİHAT‪ (94 kez okundu)

- KAYBEDİLEN ZAMAN MI? (93 kez okundu)

- GÜNAYDIN (94 kez okundu)

- BİR DAKİKA (98 kez okundu)

- ANLAŞILIR VE NET OL (99 kez okundu)

- ETKİN DİNLE (108 kez okundu)

- ZEKA KARTI (107 kez okundu)

NEYZEN TEVFİK


NEYZEN TEVFİK

28 Ocak 2011 bundan tam ellsekiz yıl önce gözlerini yummuş.

28.12.2010 tarihinde Neyzen Tevfik’i anlatan Ziver Armağan Açıl’ın oynadığı tek kişilik oyun‘’Hiç’’i eşimle izledik.Oyundan çok etkilendim.

Kütüphanemizde uzun yıllardır yer alan Hilmi Yücebaşı’nın derlediği Neyzen Tevfik’in Hayatı, Hatıraları, Şiirleri kitabı tekrar okudum. Kitapta yer alan 28 Ocak 1953 tarihinde büyük üstadın cenaze törenini anlatan dostu Hakkı Süha Gezgin"Neyzen'in Cemaati’’başlıklı yazısında şöyle diyor:

"Sinan Paşa Camii, içiyle, dışıyla, ana cadde karşıki Barbaros Meydanı, bütün kahveler, kıraathaneler, tıklım tıklım. Her gelen otobüs, tramvay, otomobil bu kalabalığa yeni insan yığınları döküyor. Neyzen'in huzurundayız. Bu kalabalık, onun cemaatidir. Kimler yok ki! Başta vali hasta döşeğinden kalkıp gelmiş. Muavinler, daire müdürleri, kalburüstü memur sınıfı. Sonra, üniversite kadrosu, profesörleri, talebesiyle orda. Edebiyat ve san’at adamları, isim yapmış büyük şahsiyetler, her biri yolunda yeni fetihlere, yeni ganimetlere ermiş meşhurlar, şairler, romancılar, münekkitler, sahne adamları. Sonra musiki çevremiz, dergâüh erenlerinden sokak kemancılarına kadar herkes orda. Bunlardan başka sarhoşlar, esrarkeşler, ayyaşlar, serseriler… Onlarda derlenmişler, toparlanmışlar, kılıklarını düzeltmişler ”Neyzen Baba ”nın tabutuna sarılmışlar.

Evet, bin bir çeşit insan neden bir arada uğurlamaya geldi Neyzen Tevfik’i?

“Hiç”in” Azab-ı Mukaddes”i Neyzen Tevfik’in derinden gelen kendi sesinden şiiri ve Ney taksimlerinin yer aldığı CD’sini dinlerken etkilenmemek mümkün değil?

Özgürlüğüne delicesine düşkün, toplumsal yaşamın sınırlayıcı kurallarını sürekli sorgulayan ve yaşamı boyunca kişiliğinin baskısından kurtulmak için ayık gezmeyen Büyük Ney ve Yergi Ustası Türklerin Diyojen’i sıra dışı Neyzen Tevfik günümüz Türkiye’sinde yaşıyor olsaydı başına neler gelirdi kim bilir?diye düşündüm...

Kişisel çıkarlarını ülke çıkarlarının üstünde tutan profesyonel politikacılara,

 

Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler; 
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler... 
Künyeni almak için, partiye ettim telefon: 
“Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus” dediler!..

Dinsel ideolojiye ödün vererek siyasal iktidarı ele geçiren partiye

Hayliden hayliye kalınlaştı yobazlık yeniden

Softalık zorlu anırtıyla aldı yürüdü...

Kara bir kinle taassup pusudan çıktı yine,

Yurdu şâhâne cehalet yeni baştan bürüdü.

Diyen Neyzen,"Ben Bugün de "Hiç"im!"diyor:

Sadrazam Talat Paşa, bir gün Neyzen Tevfik'e devlet dairelerinden birinde kâtiplik önerir. Neyzen Tevfik:
-Kâtip olacağım da ne olacak? Diye sorar. Teşekkür beklerken böyle bir soru ile karşılaşınca şaşıran Talat Paşa, memurluk katlarını altta üste sıralar:
-Önce şu, sonra bu... 
Neyzen'in hâlâ hoşnut olmadığını sezince de, şöyle sürdürür:
-Daha sonra vekil, nâzır, kim bilir belki de sadrazam... 
Neyzen'in yanıtı yine bir soru olur:
-Ya sonra? 
Talat Paşa, bir an duraksar, "sonrası" padişahlıktır çünkü. İster istemez: 
-Hiç! 
Der. Bu yanıt karşısında güler ve şöyle der Neyzen Tevfik: 
-Ben bugün de "hiç"im! Sonu "hiç" olduktan sonra bunca zahmete ne gerek var?

1928 yılında İstanbul'a gelen "Türk İzmir" bestecisi Kurt Schtringler'in Neyzen'i dinledikten sonra gazetecilere
"Hayatımda çok kudretli san'atkârlarla temasa geldim. Neyzen Tevfik bunlardan biridir Neyzen Tevfik 'ney'ini üflerken dikkat ettim, sanatkâr Şark san'atını bana sevdirmek için o dakikada canını vermeye hazırdı ve istiyordu ki bütün ruhu bir alev halinde 'ney'ini ışıldatarak ve yakarak nağme halinde çıkıp gitsin. (...) Sazlar içinde 'flüt' kadar uzun zaman dinlemeye müsait olmayan bir saz daha yoktur. Sebebi de şudur: 'Tiz' de çalsanız, 'pest' de çalsanız taanniyet aynıdır. Bu halin verdiği yeknaseklik samiin tahammülünü yavaş yavaş tüketir. Bunu bildiğim içindir ki Neyzen Tevfik Bey'deki devamlı zevk-i musikî vermek kabiliyetine hayran kalıyorum. Tevfik cidden büyük bir san'atkâr."demiş...

 

Peki Neyzen Tevfik, Neyzen Tevfik için ne demiş?

Dostlarım hırsızlar, yankesiciler, esrarkeşlerdi. Yeni Cami'de Arnavut İsa'nın kahvesinde gece işçileri, dızdızcılar, mantarcılar arasında yattığım zamanlar, hayatımın en mesut zamanları idi. Yenicami'de Arnavut 'İsa'nın kahvesinde gece işçileri, dızdızcılar, mantarcılar arasında yattığım zamanlar, hayatımın mesut zamanları idi. Orada efsanevî bir hayat sürdüm. Bir padişah, bir derebeyi gibi yaşadım. Rakımı, mezemi hep bu adamlar temin ediyorlardı. Çalıyorlar, çırpıyorlar, bana bakıyorlardı. Ya, ben onlara ne yapıyordum, hiç... Birkaç taksim, işte o kadar."

Neyzen Tevfik için bir yorum

Kuşkusuz sıradan bir "lümpen" olsaydı "efsane" katına yükseltilmeyecekti Neyzen Tevfik. Yetenekli, zeki, büyük çoğunlukça önemsenen ne varsa tümünü elde edebilecek bir konumda o. Sürdürdüğü "yaşam biçimi"ne zorlayan da yok onu. İstediği an, bambaşka bir noktaya ulaşabilir. Öyleyken yapmıyor bunu. Sunulan olanakları elinin dışıyla itiyor, dahası ezip geçiyor. Bu nedenle de ilginç bulunuyor ve "efsane kişisi"ne dönüştürülüyor. Bastırılan istek ve özlemlerin karşılanmasında, "serüvenleri"yle avunuluyor. İsteğe göre eğilip bükülüyorlar, dahası onlara yenileri ekleniyor. Eldeki gereç sürekli işleniyor. Sonunda ortaya "gerçek"i ile ilişkisi giderek zayıflayan bir "efsane kişilik" çıkıyor. Ama Neyzen Tevfik'i Neyzen Tevfik kılan da budur. Abartılan, sivriltilen davranışları; yapmamasına karşın kendisine yakıştırılanlar; gerçek kişiliğinden beslenmekle birlikte onu gölgesinde bırakan söylencesi... Sıradan bir "lümpen" olsaydı, bunların hiçbiri olmayacaktı oysa. Acımayla bakılan, horgörülen, kimbilir belki de aşağılanan bir kişi olacaktı.

Neyzen Tevfik'in "ortalama birey"in gözünde "efsane kişisi" durumuna gelmesine yol açan bir başka neden de, onun hiçbir zaman yapamayacağını yapması, "hiçlik"e gerçekten kucak açmasıdır. Neyzen Tevfik, "...her ne türlü şekl-i hayat varsa hepsinin üstüne çadır kurup oturdum." derken paradoks yapmaz, gerçeği dile getirir yalnızca. "Ortalama birey"in gözünde aşkınlaşmasına, erişilmez bir noktaya yükselmesine yol açan bir özelliği de budur Neyzen Tevfik'in: Hiçbir zaman yapamayacağı, gücünün çok üstünde, "kahramanca" denilebilecek bir şeyi yapması...

 

Nur içinde yat Üstadım…

 

AHMET TEVFİK CERİTOĞLU


 
Telif Hakkı © TevfikCeritoglu.com