|
|
|
|
|
|
En Çok Okunan Yazılar
 
Son Eklenen Yazılar

- YÖNETİCİ OLMAK YA DA OLMAMAK (108 kez okundu)

- HEDİYE (396 kez okundu)

- Sİ Sİ YAPMAK NE Kİ? (378 kez okundu)

- NE DESEK BOŞ (370 kez okundu)

- ANLAŞILIR VE NET OL (379 kez okundu)

- GÜNAYDIN (364 kez okundu)

- BİR DAKİKA (361 kez okundu)

- NASİHAT‪ (444 kez okundu)

- KAYBEDİLEN ZAMAN MI? (345 kez okundu)

- ZEKA KARTI (361 kez okundu)

KREDİ KARTIM!


"Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde kredi kartı borcundan dolayı emekli maaşına haciz getirilen ve ailesiyle sorunları olan AE, kendini köprüye iple asarak intihar etti.." 
 
İlkokula giderken kompozisyon yazdığımız bir atasözü geldi aklıma "Yorganını ayağına göre uzat."
İki gün önce cep telefonum olur olmaz bir yer ve zamanda çaldı. Otomatik telesekreter konuşmaya başladı.’’ Filanca bankasının değerli müşterisi imişim, kredi kartı limitimi artırmak istersem telefonumun "bir" tuşuna,istemezsem "iki" tuşuna basacakmışım.’’ Durup dururken rahatsız edildiğim ve yaklaşık çok değerli zamanımın bir iki dakikasına tecavüz edildiği düşüncesi ile "iki" tuşuna basmıştım bile…
Kredi kartları, üzerimizde nakit taşımamak için hırsızlık riskine karşı düzenlenmiş sistemler olarak düşünürdüm. Bankalar, kredi kartlarını ünlü markalarla iş birliği yaparak müşteriyi kaz gibi yolmak için uygulanan bir sistem haline getirdiler. ‘’Şimdi al, üç ay sonra ödemeye başla.’’,’’Şimdi al, filanca kartınız varsa 5+7 taksit eğer filanca kredi kartınız varsa 24 ayda öde’’ Evet, Bu reklâmlar ile sabit gelirli insanları AVM'lerdeki mağaza zincirleri ile bağlayıp tüketirken; mutluluk şırıngasını damardan ''yeter ki şimdi al'' diye veriyorlar.
 
"Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir" . Voltaire 
Bir danışanımın en büyük sorunu kredi kartları ile yaptığı harcamalar yüzünden ödediği faiz yüküydü. Çözüm olarak farklı bir bankadan tüketici kredisi çekerek kredi kart borçlarını ödeyecekti. ‘’Sen, Türkiye kadar zengin misin borcu borçla ödemeyi düşünüyorsun?’’ diye sormuştum. Bankalarla tenis maçına soyunmuş ama tenis topu olmuştu. Tüketime dayalı bir toplum haline getirilen Türkiye’nin büyük şehirlerinde sabit gelirli insanlarımız mutluluğu kredi kartı ile satın alırken geleceklerini ipotek altına alındığının farkında bile değiller. 
İlk önerim danışanıma kredi kartlarını kesip atmasıydı. Danışanımın tepkisi çok ilginçti. ‘’Kartların üzerinde adım yazıyor nasıl keserim?’’ Kredi kartı kimlik olmuştu... Bravo bankalara ne kadar çok kredi kartın varsa ve kredi limitin ne kadar yüksekse o kadar itibarlı ve o kadar da değerlisin. Karşılığı geleceğimizi ipotek altına almak olsa bile…
Danışanımdan kredi kart hesap özetlerini incelemesini ve gıda, giyim, eğlence, eğitim olmak üzere sınıflamalar yaparak her ayın bir dağılımını yüzde olarak görmesini istedim. Tablo çok açıktı: %50 giyim, parfüm, makyaj malzemeleri, %20 gıda ,%25 eğlence ve %5 diğer. 
Kart ödemelerine  baktığımızda danışanım, sabit giderler yüzünden (kira, yol masrafı, telefon, elektrik, su, doğal gaz faturaları)ancak minimum ödeme tutarını ödeyebiliyordu. Faiz yükü ile banka çaktırmadan maaşına haciz koyuyordu. 
"Paramızın olmasını istiyorsak ya az harcayacağız ya da çok kazanacağız." 
Uzun vadeli borç içinde olursak ne olur? 
Borçlar sıkıntı verir ve negatif enerji yükler. Borcumuz varsa çalıştığımız  iş yerinde maddi ve manevi tatminsizlik içinde olsak bile katlanmak ve çalışmak zorundayız. Borcumuz olduğu için sağlıklı yaşam koşullarını gözden kaçırırız. Sağlığımız kötüye gitmeye başlar. Beklemediğimiz zorunlu harcamalar ile karşı karşıya kalırız. Borç yükümüz de arttıkça artar. Çığ olur altında kalırız.
Danışanıma otuz gün boyunca günbegün yaptığı tüm harcamaları bir deftere kayıt etmesini söyledim. Kontrolsüz bir harcama girdabında olduğunu fark etti. Akıntı içinde küreksiz sandaldan farkı yoktu. 
 
"Ay dolunay olunca küçülmeye başlar." Japon Atasözü 
Haftalık alışverişe çıkarken mutlaka ihtiyaç listesi yapmasını ve bu liste dışında hiçbir şey almamasını önermiştim. Reklâmların tuzağına hipermarketlerde düşüyoruz. Bilinçaltı düzeyimize attıkları görüntü ve sloganlar yüzünde "almasak ve yemezsek ölmeyeceğimiz" janjanlı ambalajlar içinde  çerezler, sucuklar, salamlar, sosisler, ananas gibi ithal meyveler, ithal peynirler, ithal soslar, çikolatalar, içecekler, giysiler, oyunlar, CD'ler , DVD ler, daha neler, neler sepete atıyoruz. Kasaya gelince nasıl olsa kredi kartımız var. Onca tüketici çılgınlarının arasında biz niye eksik kalıp itibar kaybedelim ki. 
Danışanım,dışarıda yemek yemek yerine sabahları "onbeş" dakika erken kalkıp evde kahvaltı yaparak ve her akşam ertesi günün akşam yemeğini hazırlayarak tasarruf yapmaya başlamıştı.
Giysi ihtiyaçlarını sezon sonu kampanyalardan değerlendirmekle sağladığı tasarrufu hadi siz tahmin edin. 
 
"Benim mutsuzluğum, hayır diyemeyen bir insanın mutsuzluğuydu." Dazai Osamu 
Kendi hedeflerini koyabilmek için kendi önceliklerinin farkında olması gerekliliğini konuştuktan sonra hafta içi kafe, bar davetlerinde "Alman usulü ödeme" şeklini benimsemesini önerdim. 
Danışanım ön eylem olarak kredi kartlarını kesmedi bununla birlikte borçlar bitene kadar kredi kartlarını yanında taşımadı. 
Siz kendinizi sevmiyorsanız başkaları niye sevsin ki? 
Borçları için ödeme programı yapıp uygulamaya başladı. Üzerindeki kötü enerji yerini yaşam sevincine bıraktı. İşlerine daha fazla odaklanmaya başladı. Kendine sevgi ve saygısı artmaya başlamıştı. Çevresi de onu sevmeye ve saygı göstermeye başladı. Satışlardan aldığı primlerle ve yaptığı kontrollü harcamalar doğrultusunda hızla kredi kartlarının borçlarını ödedi. 
 
"Tanrı beni benden korusun." İspanyol Özdeyişi 
Borçların kapatmasının üzerinden yaklaşık altı ay geçti geçmedi. Danışanım beni gene aradı ve kredi kartları ile yine başının dertte olduğunu söyledi. Yeniden anlaşma yapıp yapmayacağımızı sordu. . Bu haber beni hiç şaşırtmamıştı. Alışkanlıklarımızdan bu kadar kolay vazgeçmemiz olanaksızdı. Çünkü çok tuzak var.
Daha önceki görüşmelerimizde danışanımın baskın özelliklerinin üzerinde yeniden durduk. Yukarıda anlattığım para harcama ile ilgili tüm çalışmaları yeniledik. "Şimdiki ben"den, "hedefteki ben"e dönüşüm sürecinde yakın çevresini, koruduğu kaynaklarını, kimliğini, inançlarını ve davranış biçimlerini tekrar gözden geçirdik. Danışanım, çok azimliydi. Yaklaşık bir ay sonra bana makasla kestiği kredi kartlarını getirdi.Cüzdanında tek kredi kalmıştı.
 
"Yaşamda yapılacak o kadar hata vardır ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yoktur." Sartre 
Neden aynı tuzağa düştüğünü artık biliyordu ve kendinin de farkındaydı.
 
AHMET TEVFİK CERİTOĞLU

 
Telif Hakkı © TevfikCeritoglu.com